koreliabi

Körelmiş kalem yoktur ama körelmiş kılıç çoktur..!
Katılım
11 Eki 2021
Mesajlar
91
Tepki puanı
5,154
NZR
94.33₺
Çekimlerim
149
Torosların eteğine kurulmuş yaylaları, doğası, tarhanası, biberi ve dondurması meşhur bir şehrimizdir Kahramanmaraş. Aynı zamanda da benim doğduğum şehirdir. Suyu güzel, insanı güzel fakat bir türlü komşusu Gaziantep ilinin gelişim hızını yakalayamamış güzel bir şehirdir Kahramanmaraş. Şehrin merkezinde Tarihi Ulu Camii ve Kahramanmaraş kalesi gezilecek yerlerin başında gelir. Kuzey yakasında ve Ahır dağının orta yüksekliğinde kalan Şehir terasları da Şehri bire bir izleyebileceğiniz ve eşsiz bir manzaraya sahip olan bir mekandır. Şehrin içerisinde bir adet kapalı çarşı ve bu çarşının içerisinde de kuyumcu, bakırcı ve oyma sandıkçıların bulunduğu bir çok zanaatkar çarşıları vardır. Burada kendi tarzınıza uygun küçük hediyelik eşyalar bulmanız mümkündür. Ayrıca kapalı çarşının güneyinde yer alan semerciler çarşısını da muhakkak görmenizi tavsiye ederim. Geleneksel bir zanaatın nasıl yaşatıldığının eşsiz büyüsünü tadacaksınız.

Aynı Zamanda şehrin Toros dağlarıyla birleşen kuzey batı kesiminde eşsiz manzaralara sahip ve küçük göllerin de bulunduğu akarsuların yatağına kurulmuş mesire alanları ve yaylalar da yer almakta. Ahır Dağı günümüzde kayak turizmi ve yayla turizmi gibi turizm dallarıyla da misafirlerini ağırlamakta. Şehre eğer yaz aylarında gelirseniz şehrin boş olduğunu gözlemleyeceksinizdir. Bunun sebebi de şehir halkının kültüründe yer alan ve değişmez bir olgu haline gelmiş olan bağcılık ya da yerel tabirle bağ evi kültürünün önemli bir etkisi vardır. Sizin için gezilecek yerleri ve görselleri yazımın en altına yerleştirdim.

Gelelim bu şehir hakkındaki kişisel gözlemleri ve eleştirilerime;
Ben doğduğumda Kahramanmaraş küçük şehir statüsündeydi, şimdi ise büyükşehir oldu. Fakat yine de idarecileri bir türlü vizyonlarını büyütemediler. Her sene giderim ve her sene abartısız Trabzon Caddesi üzerindeki kaldırım taşları yenilenmiş olur. Arkadaş bu taş doğada en uzun yaşayan mineral türü değil mi ne alıp veremediğiniz var sizin bu kaldırım taşlarıyla. Tabi ki bu meselenin ana temelinde kaldırım taşı ve bu çevre düzenlemesi üzerinden dönen rant yatıyor.

Ayrıca bu yaz gittiğimde trafiğin de göze çarpan bir sorun olduğunu fark ettim. Şehirde sanki İstanbul trafiğinde gibi hissettim kendimi. En işlek kavşağından çıkmama yaklaşık 20 dakika falan sürdü. Sanayi tarafına yapılan köprülü kavşak da sıkıntıyı çözmeye yetmemiş. Fakat buradaki asıl neden Gaziantep-Kayseri yolunu kullanan araçların çevre yolundan dolanmak yerine bu yolu kullanma ısrarı. Kestirme mantığıyla bu yolu kullanıp yeni yapılan çevre yolu aracılığıyla şehri transit olarak terk etmeyen bu araçlar şehir trafiğini de kör düğüm ediyor. Bunların çoğu da kamyon, kamyonet, tır ve otobüs gibi ağır vasıtalar olunca iş iyice sarpa sarıyor. Bu noktada bir mecburi yönlendirme yapılması elzem. Yoksa şehir iyice yaşanmaz hale gelecek gibi.

Şehrin tam ortasına bir kanal yapılmış o da çok ilgimi çekti. Açıkçası her ne kadar Hatay’a sulama suyunu iletmek için yapılmış bir kanal olsa da şehrin havasını baya değiştirmiş ve güzel bir atmosfer oluşturmuş. O kanal etrafındaki arsalar değerlenmeden 3-5 parsel koparmak lazım aslında ama para yok elde. Kanal İstanbul’un küçük versiyonu gibi olmuş.

Dondurma fiyatları da uçmuş. O fiyatlar ne öyle ya! Sizin orada yaptığınız şeye biz burada adam tırtıklamak diyoruz. J anlattıkça, yazdıkça ve düşündükçe özlüyor insan doğduğu toprakları. Bak yine özledim şehrimi. Yalnız gitsem biliyorum gene en fazla 15 gün dayanabilirim. Daha fazlasını bünyem kaldırmıyor. Yolunuz düşerse Ulu Cami’yi de ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Gezilecek yerlerinden bazıları;

*Ulu Camii
kmaras-ulu-cami.jpg


*Tekir Yaylası
tekir.jpg

*Tarihi Maraş Kalesi
kale.jpg

*Seyir terasları
teras.jpeg

*Zeytin Kaplıcaları
kaplıca.jpg

*Başkonuş Yaylası

başkonuş.jpg
 
Üst