Bütün zafiyetlerine rağmen 20. Yüzyılın başlarında Avrupalı devletlerin tek sömürgeleştiremediği devlet Osmanlı topraklarıydı.
Bugünkü Ortadoğu topraklarının Osmanlı imparatorluğun kontrolü altında olması batı devletlerinin çıkarlarına ters düşmekteydi. Ortadoğu toprakları batılı ülkelerin sömürgelerinin geçiş yollarındaydı. Ayrıca Ortadoğu petrol gibi önemli hammadde kaynaklarına sahipti. O zamanlarda ekonomide kömürün yeri azalmış, kömür yerini petrole bırakmaya başlamıştı. Yani Ortadoğu itilaf devletleri için oldukça önemli bir bölgeydi. Bu nedenle tarih boyunca İngilizler ve Fransızlarla dostane ilişkiler geliştiren Osmanlı imparatorluğu yalnızlığa terk edildi.
İtilaf devletlerinin karşısında bulunan ittifak devletleri yani Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya bulunuyordu. Ama bu ittifakta bulunan İtalya bu ittifakı sürdürmekte tereddüt ediyordu. İtalya muhtemel bir savaş senaryosunda hangi taraftan yana olacağına henüz karar vermemişti. Stratejik önemleri bulunana balkan ülkeleri de kendilerine yapılan ittifak önerileri karşısında kararsız kalmışlardı.
Bu itilaf ve ittifak devletleri içinde bulunana bütün hesaplar Osmanlı devleti üzerinde düğümleniyordu. Bunun bilincinde olan Osmanlı denge siyasetini benimseyerek herhangi bir bloğun yanında olmaktan kaçınmaya çalışıyordu. Ancak bütün bu denge siyasetine rağmen İngilizler 1882 de Mısır'ı işgal etti ve Osmanlı toprakları üzerindeki siyasi emellerini uygulamaya koydu. Bu olayın ardından 1887 yılından sonra İngiltere’ye karşı Osmanlı Almanya yakınlaşması olmuştur. Bu tarihten sonra Osmanlı devleti Almanya’ya bazı ayrıcalıklar tanıdı ve Osmanlı ordusundaki silah sistemi Almanya ile yapılan askeri iş birliği neticesinde yenilendi.
Tarihler 1908 yılını gösterdiğinde 2. Meşrutiyet ilan edildi. Bu ilanının ardından İttihat ve Terakki partisi dünyanın durumunu yeniden değerlendirdi. İttihat ve terakki partisi kendilerine İngiliz ve Fransızlara yakın hissetmesine rağmen başlarda tarafsızlık politikasını benimsediler. Ancak kısa zamanda gelişen olaylar Avusturya’nın Bosna Hersek’i işgal etmesi, Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan etmesi, Girit adasının Yunanistan’a bağlanması, İtalya’nın Trablusgarp’ı işgal etmesi gibi durumlar ittihatçıları yeni arayışlar içine itti.
Başta İngiliz ve Fransızlar ile ittifak olmak istemişler ancak bu çabaları sonuçsuz kalmıştı. Ardından 1912-13 yıllarında gerçekleşen Balkan savaşlarında itilaf devletlerinin Osmanlı karşıtı politika izlemesi ittihatçıları Almanya-Avusturya ittifakına zorladı. Balkan savaşlarından kısa bir süre sonra ittihatçılar İngilizlerin arzusu doğrultusunda Almanları rahatsız edecek anlaşmalar yapmış olsa da itilaf devletleri ittihatçıların yaptıkları bu jestleri görmezden geldi ve Osmanlı ile bir ittifak yapmaktan kaçındı.
Devam Edecek...