Katılım
7 Eki 2021
Mesajlar
66
Tepki puanı
4,318
NZR
27.70₺
Çekimlerim
99
birinci_dunya_savasinin_karikatur_cephesi_h31081_766f5.jpeg

19. yüzyılın ilk çeyreğinde Avrupa’da Napolyon savaşları çok büyük tahribatlar oluşturmuştu. Bu tahribatın tekrarlanmaması için 1815 yılında Viyana kongresinde güçler dengesi oluşturuldu.
Güçler dengesi herhangi devletin diğer devletlere hakim olacak kadar askeri gücünün olmamasıdır. Bu güçler dengesi ile Avrupa ve dünya olası bir savaştan yüz yıl boyunca korundu. 19 yüzyılın ikinci yarısında Almanya ve İtalya birliklerinin ayrı ayrı kurulmasıyla Viyana kongresinde oluşturulan güçler dengesi sarsıntıya uğradı.
O yıllarda Fransız ihtilalinin etkileriyle milliyetçilik akımları artmış ve imparatorlukları tehdit etmeye başlamıştı. Diğer taraftan Almanya kısa zaman içerisinde Avrupa’nın en gelişmiş askeri gücü ve ekonomisi haline gelmiş.
Sedan savaşında Fransızları alt ederek Avrupa’daki kurulu dengeyi bozdu. Yani büyük Avrupa devletlerinin ekonomik ve jeopolitik alanlarda bitmeyen istekleri ve dünyayı paylaşma arzuları Avrupa’daki ilişkileri fazlası ile bozdu ve ittifaklar dağılarak yeni bloklar oluşturmaya başladı. Devletler milli çıkarlarına göre değişiklik gösteriyor, bir tarafta Almanların diğer tarafta Fransız ve İngilizlerin bulunduğu ittifaklar oluşmaya başlıyordu.
Almanya ve Fransa arasında meydana gelen çekişmeler nedeni ile Almanya, Avusturya-Macaristan imparatorluğu ve Rusya arasında bir ittifak kuruldu. Ama Rusların balkanlar üzerindeki egemenlik politikaları ittifakın bir süre sonra çözülmesine neden oldu.
Bu olayın ardından Almanya ve Avusturya-Macaristan arasında Rusya’ya karşı bir ittifak imzalandı.
Bu ittifakın imzalanma nedeni Avusturya-Macaristan imparatorluğunda büyük ölçüde Slav yaşaması idi ve Rusya’nın politikaları imparatorluğu tehdit ediyordu.
Almanya’da ise Bismarck sonrası Almanya’nın Rusya’ya karşı politikaları değişmişti. Kısa bir zaman sonra İtalya’da bu ittifaka katıldı.
Bu yeni ittifak Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya üçlü ittifakı olarak 1882 yılında imzalandı.
Bu durumu değerlendiren Fransa, Almanlara karşı 1894 yılında Rusya ile askeri bir ittifak imzaladı.
1904’te İngiltere Fransa ile 1907’de Rusya ile anlaşmalar imzalayarak dünya savaşına giden yolda İtilaf devletleri bloğunu oluşturdu.
İngiltere ve Fransa yaptıkları bu politikalar ile şunu amaçladırlar; Eğer bir savaş çıkarsa Rusya’nın insan kaynaklarını kullanacaklar, bunun karşılığında Türk boğazlarını Rusya’nın isteklerine bırakacaklardı.
İngilizler ve Fransızlar muhtemel bir savaşta Rusya’nın İstanbul ve boğazlara hakim olmasına rıza göstereceklerini belirtti. Çünkü İngiliz Fransız ve Ruslar, artık Osmanlı devletinin zamanını doldurduğunu ve mirasın paylaşılması gerektiği görüşündeydiler.
Bu nedenle birinci dünya savaşı aslında “Osmanlıyı paylaşma savaşı” idi.

Devam Edecek...
 
Moderatörün son düzenlenenleri:
Katılım
7 Eki 2021
Mesajlar
54
Tepki puanı
3,612
NZ Yaşı
4 Yıl 6 Ay 17 Gün
NZR
9.47₺
Çekimlerim
50
İnsanoğlunun varolduğu günden bugüne her zaman iyiler ve kötüler arasında yaşanan mücadele günümüze kadar süregelmiştir. Özellikle devletlerin kurulmasıyla birlikte bu mücadele farklı bir nitelik kazanmıştır. Günümüzde de kan emici emperyalistler tüm dünya kaynaklarını sömürmek için her türlü vahşeti ve zulmü insanlığa yaşatmaktan çekinmezler.

Dolayısıyla, Osmanlı Devleti'nin belirli bir zamana kadar emperyalizme ve zulme karşı mücadeleye bu açıdan bakmak gerekir diye düşünüyorum. Elbette zaman içerisinde eski gücünü çeşitli sebeplerden dolayı yitiren Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu ve idare ettiği coğrafyanın genişliğini ve niteliklerini düşündüğüzde, 1. Dünya Savaşı'nın neden kurgulandığını bugün çok daha net ve açık bir şekilde görebiliyorsunuz.

Sonuç olarak, Osmanlı'nın küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti de bugün için aynı sorunla mücadele etmek zorundadır...
 
Üst