Katılım
7 Eki 2021
Mesajlar
66
Tepki puanı
4,318
NZR
27.70₺
Çekimlerim
99
Osmanlı idarecileri başlangıçta tarafsız kalmayı denedi. Almanya’nın Rusya’ya savaş ilanından bir gün sonra imzalanan anlaşmanın ikinci maddesine göre, Osmanlı devletinin artık müttefiki olan Almanya safında Rusya’ya karşı savaşa girmesi gerekiyordu. Osmanlı devleti bundan dolayı ülkede seferberlik ilan etti, dünya ya da bu savaşta silahlı tarafsız kalacağını duyurdu. Bu süreçte de Osmanlı devleti yöneticileri, İngiltere, Fransa ve Rusya temsilcileri ile yaptıkları görüşmelerde Osmanlı devletinin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına alacak münferit anlaşmaların imzalanması halinde tarafsızlığın korunabileceğini belirterek, anlaşma çareleri aradı. Ancak bu teşebbüsleri sonuç vermemiş, ilgili devletler Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını garanti edecek açık ve net hiçbir anlaşmaya yanaşmamışlardı. Bu durumda Osmanlı Devleti Almanya ile yakınlaşmak durumunda kalmıştı.

Screenshot_2.png


Savaşın devam ettiği Akdeniz’de İngiliz donanmasında kaçan Goeben ve Breslau iki Alman savaş gemisi 10 Ağustos’ta Çanakkale boğazından geçme talebinden bulundu. Enver paşa tarafından söz konusu gemiler için giriş izni verildi. Osmanlı bu durumu dünyaya bir senaryo ile açıklamak zorunda kaldı. Savaş öncesinde Osmanlı İngiltere’den 2 adet savaş gemisi sipariş etmiş ancak İngilizler uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen gemileri Osmanlıya teslim etmemişlerdi. Osmanlıda İngiltere’nin bu davranışına çok güzel bir senaryo ile cevap verdi. Osmanlı Çanakkale boğazından geçen bu iki geminin Almanya’dan satın alındığını bildirdi. Olayın arıdan gemilerin isimleri Yavuz Sultan Selim ve Midilli olarak değiştirildi. Bu aslında Osmanlının tarafsızlığını koruma çabasının bir göstergesiydi.15 Ağustos’ta Osmanlı donanmasının başına Goeben gemisi ile gelen Tümamiral Wilhelm Souchon getirildi. Bu durum Almanların Osmanlı ordusundaki nüfusunu pekiştirdiği gibi kısa zaman sonra tezgahladıkları Karadeniz olayı ile Osmanlı’yı savaşa sürükledi. Almanlar Türk aydınları ve askerleri arasında savaşa bir an önce girilmesi gerektiğini savunan propagandalar yapıyordu.

Hatta Osmanlının eski gücünü ancak savaşa girerek kazanabileceği ileri sürülüyordu. Ayrıca Rusların Avusturya’yı yenmesi halinde İstanbul’un tehlike altına gireceğini ve Almanya’nın Tek başına Rusya’yı durduramayacağını dile getirerek tehlike durumunu bildiriyorlardı. Bu arada Almanya’nın Avrupa’da Marne savaşını kaybetmesi Osmanlı genelkurmayını endişelendirdi. Eksiklerin tamamlanması için savaşa girmeden bir yıl beklemek gerektiğini savunanlar ortaya çıktı. Bunların arasında Yarbay Mustafa Kemalde vardı. Ancak tüm ısrarlara rağmen Osmanlı idarecilerinin savaşa girmemek için Almanya’yı 3 ay oyaladığını söyleyemeyiz. Bu süre basit bir oyalama süresi değil, gerekli hazırlıkların yapılması, stratejik gelişmelerle de ilgili bir süreyi kapsıyor. Osmanlı devleti bu süreçte dahi itilaf devletleri ile ittifak yapmaya çalıştı. Osmanlı Ruslarla 5-10 yıllık bir ittifak yapmayı ve Almanlara karşı savaşa girmeyi önerdiyse de Ruslar bu öneriyi reddetti.
 
Üst