Merhaba arkadaşlar ben Berk. Arada boş vakitlerimde bir felsefik konu bularak yazmaya başlıyorum. Not defterimde bulunan bir tane makalemi sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz, iyi okumalar...
Konusu: Kötü bir hayatta iyi yaşamak mümkün müdür?
Kötü bir hayatta iyi yaşamak… Neredeyse birçoğumuzun çaba gösterdiği hayat değil midir? Hayatta her zaman iyi bir insan olmak için çabalamak, iyi işler yapmak, karşısındaki seni kırsa bile onu kırmamak için defalarca kırılmak, hatır için sevmediğin hoşlanmadığın koşullara katlanmak…
Bunlara rağmen kötü bir hayat yaşamamak için önce azim, başarı ve akıl gerekiyor yoksa tek başına bu kötü hayatta iyilik kimin umurunda olur ki? İyi bir insan olmak sadece başkalarına zarar vermemek değildir bu kişiyi ne iyi ne de kötü yapar sadece zararsız bir izlenim sağlar. İyi yaşamaya çalışan bir insan kötü hayat yaşadığını düşünmez genellikle. Hayat bir süre sonra ona göre kötü gitmez Kötü bir hayatın içinde dahi olsa iyi yaşayan insan hep bardağın dolu tarafından bakar.
Friedrich Nietzsche'nin sözünü hatırlayalım, "iyi olduğun için herkesin sana adil davranmasını beklemek, vejeteryan olduğu için boğanın sana saldırmayacağını düşünmeye benzer".
İyi bir insan olduğu halde kötü bir yaşam sürmenin sebeplerinden birisi de sosyal yapıdır. Güçlünün elinde olan bu sistem, size sadece umut etmeyi vaat eder. Belki de sandığımız kadar iyi bir insan değilizdir. Hayatta her zaman iyiler kazanır diye bir kural yoktur. Bazen iyiler bazen de kötüler kazanır ve kimin iyi kimin kötü olduğu ise tamamen özneldir. Siz belki kendinize iyiyim diyor olabilirsiniz fakat başka birisi sizi kötü olarak görebilir. Bu gayet doğal bir durumdur. Bu sebepten ötürü kötü bir hayatta yaşadıklarınızın neden sizin başınıza geldiğini düşünürken biraz daha gerçekçi olmak gerekiyor, faydası mutlaka olur.
İyi olduğunu düşünüyorsun, iyilik yapıyorsun karşılığında kötü düşündüğün hayatta sıkıntısız, sağlıklı bir yaşam ve herkesin sana iyi davranmasını bekliyorsun. Neden hep bir karşılık bekleme durumu var? Bu durumda sen iyi misin kötü müsün? Bunu sorgulamak sağlıklı olacaktır.
İyi yaşamak Dünyadaki her insanın ortak hayalidir. Günümüz Dünyasında şöyle bir gerçekten bahsedelim…
2. Dünya Savaşı sonrasında ulus devletler, şu an ki Dünya sistemini oluşturmuşlardır. Ulus devletlerin Dünya çapındaki ilerleyişlerinde bir nokta vardır. Kimisi yıkım yaratır, kimisi direniş yaratır kimisi de aklınıza gelebilecek başka birşey…
Ulus devletler sadece bunları yapmakla kalmaz tabi ki de… Bu devletler büyük sanat akımları yaratır, halk akımları yaratır vb. Fransız Devrimleri'nin başlamasından itibaren konularda geçen kadının çocuğun rolü toplum içerisinde hep belirlenememiştir. Daha doğrusu tam olarak gelişmemiş toplumlarda daha da göze batar.
Aslında kötü bir hayatta iyi yaşamak için şanslı olmak gerekir. Coğrafya kaderdir, bugün savaş ortamında Dünya'ya gelen her insan kötü bir ortamda iyi yaşamaya adapte olmaya çalışıyor. Bunun dışında kötü ve iyi kişinin bakış açısına göre değişir. Aslında iyi yaşamaya umut eden herkes bir bakımdan kendi iyi hayatında ayakta kalmaya çalışıyordur...
Eğer buraya kadar sabırla okuduysan teşekkür ederim.
Konusu: Kötü bir hayatta iyi yaşamak mümkün müdür?
Kötü bir hayatta iyi yaşamak… Neredeyse birçoğumuzun çaba gösterdiği hayat değil midir? Hayatta her zaman iyi bir insan olmak için çabalamak, iyi işler yapmak, karşısındaki seni kırsa bile onu kırmamak için defalarca kırılmak, hatır için sevmediğin hoşlanmadığın koşullara katlanmak…
Bunlara rağmen kötü bir hayat yaşamamak için önce azim, başarı ve akıl gerekiyor yoksa tek başına bu kötü hayatta iyilik kimin umurunda olur ki? İyi bir insan olmak sadece başkalarına zarar vermemek değildir bu kişiyi ne iyi ne de kötü yapar sadece zararsız bir izlenim sağlar. İyi yaşamaya çalışan bir insan kötü hayat yaşadığını düşünmez genellikle. Hayat bir süre sonra ona göre kötü gitmez Kötü bir hayatın içinde dahi olsa iyi yaşayan insan hep bardağın dolu tarafından bakar.
Friedrich Nietzsche'nin sözünü hatırlayalım, "iyi olduğun için herkesin sana adil davranmasını beklemek, vejeteryan olduğu için boğanın sana saldırmayacağını düşünmeye benzer".
İyi bir insan olduğu halde kötü bir yaşam sürmenin sebeplerinden birisi de sosyal yapıdır. Güçlünün elinde olan bu sistem, size sadece umut etmeyi vaat eder. Belki de sandığımız kadar iyi bir insan değilizdir. Hayatta her zaman iyiler kazanır diye bir kural yoktur. Bazen iyiler bazen de kötüler kazanır ve kimin iyi kimin kötü olduğu ise tamamen özneldir. Siz belki kendinize iyiyim diyor olabilirsiniz fakat başka birisi sizi kötü olarak görebilir. Bu gayet doğal bir durumdur. Bu sebepten ötürü kötü bir hayatta yaşadıklarınızın neden sizin başınıza geldiğini düşünürken biraz daha gerçekçi olmak gerekiyor, faydası mutlaka olur.
İyi olduğunu düşünüyorsun, iyilik yapıyorsun karşılığında kötü düşündüğün hayatta sıkıntısız, sağlıklı bir yaşam ve herkesin sana iyi davranmasını bekliyorsun. Neden hep bir karşılık bekleme durumu var? Bu durumda sen iyi misin kötü müsün? Bunu sorgulamak sağlıklı olacaktır.
İyi yaşamak Dünyadaki her insanın ortak hayalidir. Günümüz Dünyasında şöyle bir gerçekten bahsedelim…
2. Dünya Savaşı sonrasında ulus devletler, şu an ki Dünya sistemini oluşturmuşlardır. Ulus devletlerin Dünya çapındaki ilerleyişlerinde bir nokta vardır. Kimisi yıkım yaratır, kimisi direniş yaratır kimisi de aklınıza gelebilecek başka birşey…
Ulus devletler sadece bunları yapmakla kalmaz tabi ki de… Bu devletler büyük sanat akımları yaratır, halk akımları yaratır vb. Fransız Devrimleri'nin başlamasından itibaren konularda geçen kadının çocuğun rolü toplum içerisinde hep belirlenememiştir. Daha doğrusu tam olarak gelişmemiş toplumlarda daha da göze batar.
Aslında kötü bir hayatta iyi yaşamak için şanslı olmak gerekir. Coğrafya kaderdir, bugün savaş ortamında Dünya'ya gelen her insan kötü bir ortamda iyi yaşamaya adapte olmaya çalışıyor. Bunun dışında kötü ve iyi kişinin bakış açısına göre değişir. Aslında iyi yaşamaya umut eden herkes bir bakımdan kendi iyi hayatında ayakta kalmaya çalışıyordur...
Eğer buraya kadar sabırla okuduysan teşekkür ederim.