BİLGİ Felsefik Makalem

Katılım
10 Eki 2021
Mesajlar
4
Tepki puanı
245
NZ Yaşı
4 Yıl 6 Ay 13 Gün
NZR
24.83₺
Çekimlerim
0
Merhaba arkadaşlar ben Berk. Arada boş vakitlerimde bir felsefik konu bularak yazmaya başlıyorum. Not defterimde bulunan bir tane makalemi sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz, iyi okumalar...
Konusu: Kötü bir hayatta iyi yaşamak mümkün müdür?


Kötü bir hayatta iyi yaşamak… Neredeyse birçoğumuzun çaba gösterdiği hayat değil midir? Hayatta her zaman iyi bir insan olmak için çabalamak, iyi işler yapmak, karşısındaki seni kırsa bile onu kırmamak için defalarca kırılmak, hatır için sevmediğin hoşlanmadığın koşullara katlanmak…
Bunlara rağmen kötü bir hayat yaşamamak için önce azim, başarı ve akıl gerekiyor yoksa tek başına bu kötü hayatta iyilik kimin umurunda olur ki? İyi bir insan olmak sadece başkalarına zarar vermemek değildir bu kişiyi ne iyi ne de kötü yapar sadece zararsız bir izlenim sağlar. İyi yaşamaya çalışan bir insan kötü hayat yaşadığını düşünmez genellikle. Hayat bir süre sonra ona göre kötü gitmez Kötü bir hayatın içinde dahi olsa iyi yaşayan insan hep bardağın dolu tarafından bakar.

Friedrich Nietzsche'nin sözünü hatırlayalım, "iyi olduğun için herkesin sana adil davranmasını beklemek, vejeteryan olduğu için boğanın sana saldırmayacağını düşünmeye benzer".

İyi bir insan olduğu halde kötü bir yaşam sürmenin sebeplerinden birisi de sosyal yapıdır. Güçlünün elinde olan bu sistem, size sadece umut etmeyi vaat eder. Belki de sandığımız kadar iyi bir insan değilizdir. Hayatta her zaman iyiler kazanır diye bir kural yoktur. Bazen iyiler bazen de kötüler kazanır ve kimin iyi kimin kötü olduğu ise tamamen özneldir. Siz belki kendinize iyiyim diyor olabilirsiniz fakat başka birisi sizi kötü olarak görebilir. Bu gayet doğal bir durumdur. Bu sebepten ötürü kötü bir hayatta yaşadıklarınızın neden sizin başınıza geldiğini düşünürken biraz daha gerçekçi olmak gerekiyor, faydası mutlaka olur.

İyi olduğunu düşünüyorsun, iyilik yapıyorsun karşılığında kötü düşündüğün hayatta sıkıntısız, sağlıklı bir yaşam ve herkesin sana iyi davranmasını bekliyorsun. Neden hep bir karşılık bekleme durumu var? Bu durumda sen iyi misin kötü müsün? Bunu sorgulamak sağlıklı olacaktır.
İyi yaşamak Dünyadaki her insanın ortak hayalidir. Günümüz Dünyasında şöyle bir gerçekten bahsedelim…

2. Dünya Savaşı sonrasında ulus devletler, şu an ki Dünya sistemini oluşturmuşlardır. Ulus devletlerin Dünya çapındaki ilerleyişlerinde bir nokta vardır. Kimisi yıkım yaratır, kimisi direniş yaratır kimisi de aklınıza gelebilecek başka birşey…

Ulus devletler sadece bunları yapmakla kalmaz tabi ki de… Bu devletler büyük sanat akımları yaratır, halk akımları yaratır vb. Fransız Devrimleri'nin başlamasından itibaren konularda geçen kadının çocuğun rolü toplum içerisinde hep belirlenememiştir. Daha doğrusu tam olarak gelişmemiş toplumlarda daha da göze batar.

Aslında kötü bir hayatta iyi yaşamak için şanslı olmak gerekir. Coğrafya kaderdir, bugün savaş ortamında Dünya'ya gelen her insan kötü bir ortamda iyi yaşamaya adapte olmaya çalışıyor. Bunun dışında kötü ve iyi kişinin bakış açısına göre değişir. Aslında iyi yaşamaya umut eden herkes bir bakımdan kendi iyi hayatında ayakta kalmaya çalışıyordur...

Eğer buraya kadar sabırla okuduysan teşekkür ederim.
 
Katılım
9 Eki 2021
Mesajlar
33
Tepki puanı
1,760
NZ Yaşı
4 Yıl 6 Ay 15 Gün
NZR
61.25₺
Çekimlerim
50
Makalede de dediğin gibi, iyilik veya kötülük tamamen özneldir. Mesela birini düşünelim ve bu kişinin maddi olarak sorunları olsun. Sadece maddi olarak değil aynı zamanda çocukluktan beri yaşadığı ailevi sorunlar ve bozuk bir piskolojisi olsun. Baktığımızda bu kişinin hayatı kötü deriz ama bir de savaşların ortasında doğan çocukları düşünün. Kimseleri yok ve en acımasız şey olan savaşın ortasında doğmuşlar. Bu insanlar az önce bahsettiğim "kötü" insanların bile hayat şartlarına ulaşmak için neler yaparlardı? Bizim hayatımızla ilgili yargıları belirleyen bizleriz ve hayatımızın iyiye veya kötüye akışını sağlayacak olan da yine biziz. Sıkıntılı bir şekilde doğmuş ve sorunlarla dolu bir çocukluğun ardından sorunlarla dolu bir gençlik yaşıyor olabiliriz. Baktığımızda Türkiye'deki fakir ve orta kesim ailelerdeki çocukların genel hayat durumu şuan bu. Gençler çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya çünkü şuan bize bırakılan miras çok kötü. Fakat bu gidişatın, bizim hayatımıza göre iyiye veya kötüye gitmesini bizim çabalarımız, hayallerimiz, fikirlerimiz ve inançlarımız sağlar. Bir şeye inanır ve umut ederseniz ona ulaşmak için her şeyi yaparsınız. İyi veya kötü yargıları gerçekten çok zor yargılar fakat genel oranda bence iyi veya kötü insanlar var. Hayat değil. Hayat olarak bahsettiğimiz şey canlılar üzerinde akıp giden zaman ve olaylar zincirinden ibaret. Bu bağlamda kendi hayatımız büyük oranda yine bizim elimizde. İyi olarak bahsettiğimiz şeyler de genellikle toplumsal kurallar ve insan hakları gibi şeyler. Tabi burada dinler de var. Onlarda iyiyi veya kötüyü açıklıyor fakat bu da inançtan inanca değişiyor. Kimi inançta iyi olan şey kimi inançta kötü olabiliyor. Yine değinmek isterim ki burada ailenin çocuğuna karşı aldığı tutum o kadar önemli ki. Yani kelimeler yetmez. Bir çocuk en çok ailesinden etkilenir. Daha sonra sosyal çevresi gelir fakat bir çocuktaki karakter yapısı genel olarak ailesi tarafında oluşturulur. Burada kastetmek istediğim çocuğun karakterinin tamamen ailesine bağlı olduğu değil. Tabii ki insan büyüdükçe kendine dair bir çok fikirleri ve düşünceleri oluşuyor. Kendini kendisi beliriyor fakat en önemli temeli atan ailedir. Bir insan ailesinde genel anlamda kötü şeyler görüyorsa bu onu çok etkiler. Mesela babası sigara içen bir çocuğun diğer çocuklara göre sigara içmeye daha eğilimli olması gibi. Yani ailelere düşen görev o kadar büyük ki. Toplumları belirleyen en büyük unsurlardan biri bir sonraki nesil toplumunu oluşturan aileler. Ondan da büyüğü eğitim. Doğru eğitilmiş insanlar ilerde aile kurduklarında çocuklarına daha iyi örnek olabilecekler. Aynı zamanda bence bu toplumu da dengeler. Yani düşünsenize maddi durumu iyi olmayan bir aile 5 tane çocuk yapıyor. E abi nasıl bakacaksın o çocuklara paran mı var? Sonra rızkı veren Allah'tır diyorlar. Ya tamam da Allah sana gökten zembille mi indirecek? Sen bu dünyadasın ve burada yaptığın şeyler mülkiyeti sana ait. Gelirin yoksa yapma çocuk. O çocuk da senin yüzünde kötü bir hayat yaşıyor. İnsanlar eğitilirse tabii ki bunları da düşünen bir toplum yetişir ve toplum dengelenmiş olur. Ayrıca bir de coğrafya kaderdir olayı var ki gerçekten çok üzücü. Bir ülkede doğan çocukla diğer ülkede doğan çocuk arasında dağlar var. Fakat sorsanız insanlık hakları ikisi içinde geçerli. Ülkelerin çıkarları için sömürdüğü ülkelerdeki yaşam standartlarında doğan çocukların durumu gerçekten çok kötü. Yani ne diyeyim dünyanın acımasız sistemi işte ama insan neden böyle diye de sorgulamadan edemiyor. Yani insanların duyguları nerede? Sırf çıkar uğruna koca bir ülkeyi mahvetmek... Bunları düşünerek iyiyi ve kötüyü ayırt etmek daha kolay olur sanki. Yani kısacası insanı belirleyen yine insandır. Çok zor şartlardan çıkıp bu gün iyi hayat yaşayan bir sürü insan var. Umudum onların artması ve dünyayı fethetmesi. Herhalde o zaman genel olarak iyi bir Dünya'ya kavuşuruz...
 
Üst